“ZELLETÜ’L-KARΔ NEDİR?
Kur’an,
namazda kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazda,
Fatiha’dan sonra okunması gereken asgari miktar, kısa bir sure veya kısa
üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir. Namazda kıraat ederken her
rekatta okunan Fatiha suresini ve arkasından eklenmek üzere birkaç
surenin iyi ezberlenmesi ve okuyuşlarda titiz davranılması gerekeceği
bellidir. Bununla birlikte Kur’an okurken çeşitli sebeplerle okuma
hatası yapılabilir.
Bu okuyuş hataları ve dil sürçmesi fıkıh
terminolojisinde “zelletü’l-karî” olarak adlandırılır. Alimler okuyuşta
yapılan hataların, kıraat şartının yerine gelip gelmediğine, dolayısıyla
namazın sahih olup olmadığına etkisi üzerinde birtakım ölçüler
getirmişlerdir. Burada tamamını zikretmek mümkün değildir ancak birkaç
hatırlatmada bulunmak istiyoruz:
KIRAATTE GENELDE YAPILAN HATALAR
Kur’an-ı
Kerim’in bir kelimesi kasten değiştirilir de, bununla mana değişmiş
olursa, namaz ittifakla bozulur. Kur’an okunurken durulmayacak yerde
durulsa alimlerin görüşüne göre namaz bozulmaz. Çünkü bunda da çoğunluk
için bir güçlük vardır, herkes manayı bilip ona göre Kur’an okuyamaz.
Ayrıca unutmak ve nefes kesilmek gibi hallerden de kurtulamaz. Bunun
için “Lâ ilâhe” diyerek durduktan sonra “illallah” denilse veya
“Kâleti’l-Yehudu=Yahudiler dedi” deyip durulduktan sonra “Uzeyrün
ibnullahi=Üzeyr Allah’ın oğludur” diye başlanılsa, tercih edilen görüşe
göre, namaz bozulmaz. Ancak ayetin manalarını bilen kimsenin böyle
yapmaması gerekir.
Bir harfi başka bir harf yerine okumak manayı
değiştiriyorsa ve iki harf arasında mahreç yönünden bir yakınlık da
mevcut değilse, namazı bozar. Ama iki harf arasında mahreç yakınlığı
bulunduğundan onları birbirinden ayırt etmek ve telaffuzda bu yüzden
sıkıntısız okumakta meşakkat varsa, namazı bozmaz. Mesela (za) ile
(dad), (sad) ile (sin), (ta) ile (te) gibi harflerin mahreçleri
birbirine yakındır ve bu şekilde birbirine benzeyen harflerin bir
diğerinin yerine okunması durumunda namaz bozulmaz. Fakat bazı alimlere
göre bu iş kasten yapılırsa namazı bozar. Ama dil kayması sonucu olursa,
namazı bozmaz.
Bir harfi olduğu gibi okumayıp kaldırmaya
«hazf-i harf» denir. Hazfedilen harf manayı bozarsa, namaz bozulur.
“câethüm” yerine “câehüm” okunur da “caet” fiilinin sonundaki (te) harfi
hazfedilirse, mana bozulmayacağından namaz sahihtir. “lâ yüminûne”
yerine “yüminûne” okunur da fiili olumsuz yapan (lâ) edatı hazfedilirse,
mana bozulacağı için namaz sahih olmaz.
Eğer ayete bir harf
ilave edilse, mana değişmiyorsa namaz bozulmaz. Buna mukabil,
“Allahüekber” ifadesinin başına bir “e” harfi eklenecek olsa, anlam
bütünüyle değişeceği ve inanç noktasından riskli bir anlam çıkacağı için
namaz bozulur. Çünkü “Allahüekber” sözünün anlamı, “Allah en büyüktür”
şeklinde olup başına “e” harfi eklendiği zaman “Allah en büyük müdür?”
şekline dönüşmektedir.
Bir kelimeyi başka bir kelime yerine
kullanmak: Değiştirilen kelime ile diğer kelime arasında mana yakınlığı
ve Kur’an’da da yeri varsa namaz bozulmaz. Buna bir örnek verelim:
“alîm” yerine “hakîm” ya da “gafur” yerine “rahîm” kelimesini koymak
gibi. Bunların hem manaları birbirine yakın, hem de Kur’an’da yerleri
vardır.
İki kelime arasında mana yakınlığı var, ama Kur’an’da o
tür bir kelime yoksa, İmam Ebu Yusuf’a göre namazı bozulur. Buna bir
örnek verelim: “tevvabîn” yerine “teyyabîn” okumak. Kur’an’da “teyyabîn”
diye bir kelime yoktur.
İki kelime arasında mana yönünden bir
yakınlık olmamakla beraber, küfrü gerektiren bir anlam taşıyorsa, namazı
bozar. “Mümin” yerine “kafir” kelimesini koymak gibi. Çünkü “mümin” ile
“kafir” arasında mana yönünden hiç bir yakınlık olmamakla beraber
tamamen ters bir manaya yol açmaktadır.
Bir kimse namazda fahiş
hata ile okuduktan sonra, dönüp yeniden düzgün şekilde okursa namazı
caiz olur. Kıraat esnasında az veya çok miktarda ayet atlamakla namaz
bozulmaz. Zammı süreyi okurken hata edilse ve o hatayı düzeltmek için
baştan alınırsa sehiv secdesi gerektirmez. Ancak sure okunmasa veya
yanlış baştan alınmazsa sehiv secdesi gerekir.
Şeddeyi ya da
meddi terk etmek: Bilindiği gibi şeddeli bir kelimenin delalet ettiği
mana ile aynı kelimenin şeddesizinin delalet ettiği mana arasında büyük
fark vardır. Gerek iraba (hareke), gerekse şedde ve medde’ye çok dikkat
etmek gerekir. Gerçi bununla namazın bozulamayacağı görüşünde olanlar
vardır, ama aksini iddia edenler de az değildir.
Yapılan
yanlışlığın namazı bozup bozmaması konusunda yukarıdaki yazılanlar esas
olmakla beraber, her namaz kılanın bunları ayırt etmesi mümkün değildir.
Yanlış okunan kelimenin benzeri Kur’an’da var mıdır veya mana bozulmuş
mudur? Bunu herkes bilemez. Bu sebeple herkes, bilen bir hocanın dizinde
en azından Fatiha’yı ve namaz kılacak kadar da zammı sureleri doğru bir
şekilde öğrenmeli ve Kur’an talimine devam etmelidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder